Siz mi Zamanı Yöneteceksiniz, Yoksa Zaman mı Sizi Yönetecek?

Siz mi Zamanı Yöneteceksiniz, Yoksa Zaman mı Sizi Yönetecek?
Çalışan insanların en büyük problemi zamanı yetiştirememektir. Bu insanların bir oturup düşünmeleri gerekmez mi? Belki de zaman kendilerini yönetiyordur ve bunun farkında değillerdir. Halbuki insanların zamanı yönetmeleri gerekmiyor mu?
Mesai saatleri boyunca, hatta mesai saatlerinden sonra bile insanlar durmadan çalışıyorlar. Her an bir koşturmaca içinde geçiyor. Ama gün sona erdiğinde, bir bakılsa o gün yapılması gereken işlerin önemli bir kısmı kalmıştır. İşler bir türlü tamamlanmıyor ve insanlar bir şeyleri yetiştirmek uğruna yorgun düşüyorlar.

Siz mi Zamanı Yöneteceksiniz, Yoksa Zaman mı Sizi Yönetecek?
Siz mi Zamanı Yöneteceksiniz, Yoksa Zaman mı Sizi Yönetecek?

Bu noktada bir de başarılı insanlara bakmak gerek. Bu insanların ortak özellikleri, zamanlarını iyi kullanmada başarılı olmalarıdır. Sanayi dünyasının ünlü yöneticilerinden biri, bir röportaj sırasında çalışmaktan tatil yapmaya vakit bulamayan yöneticilere çok kızdığını söylemiş. Bir yönetici eğer kendi zamanını iyi yönetemiyorsa, sorumlu olduğu insanları nasıl yönetecektir?
Zamanı yönetmek demek, aslına bakılırsa, insanlarıın kendilerini ve yaşamlarını yönetme beceridir. Yapmak istediklerini yapabilmek, sevdiklerine zaman ayırabilmek ve küçük zevkleri için zaman bulabilmektir. Biliyorsunuz, işe bir eleman alınırken, iş dışındaki zevklerinin, alışkanlıklarının neler olduğu, boş zamanlarında neler yaptığı sorulur. Bu sorunun bir anlamı var. İnsanların iş yaşamlarında başarılı olmaları, iş dışındaki zamanlarını nasıl değerlendirdiği ile çok ilgilidir.
Yirminci yüzyılın ortalarında Parkinson isimli bir İngiliz profesör, resmi dairelerde işlerin neden ağır ilerlediği konusunda bir araştırma yapmış. Sonuçlar son derece ilginç çıkmış. İşlerin ağır yapılıyor olması, yapılan işin özelliklerinden kaynaklanmıyor, doğrudan o işi yapan kişilerin davranışlarından kaynaklanıyor. Çalışanlar, bir iş ne kadar uzun zamanda yapılabiliyorsa, o kadar geç bitiriyorlar. Daha sonra Parkinson Yasası olarak bilinen bu sonuç, bu araştırma ile ortaya çıkmıştır.
Evet, zaman çok değişken bir kavramdır. Einstein’in bir sözü vardır: güzel bir bayanın yanında geçirilecek bir dakika, bir saat gibidir. Bu ifade, insan davranışı ile zaman kavramının ne kadar içiçe olduğunu gösteriyor.
Zaman kazanmak için onu yönetebilmek gerekir. İyi ama zaman nasıl yönetilebilir?
Zamanı yönetebilmek için öncelikleri belirlemek çok önemlidir. Bu noktada çok dikkat çeken bir örnek, gelen telefonlardır. Gelen telefonlar ile aslında arayan kişiler zamanı yönetmiş olmaktadır. İnsanlar telefon çaldığı anda, o anda ne ile uğraşıyor olurlarsa olsunlar onu bırakırlar ve önceliği telefonla arayan kişiye verirler. Bugün cep telefonlarının yaygınlaşması, bu durumu daha da içinden çıkılmaz duruma getirmiştir. Çünkü akıllı telefonlar arayan kişinin kim olduğunu söylüyor. Cevap verilmez ise arayan kişi bilerek reddedilmiş olmaktadır. Zamanı yönetebilmek için atılacak ilk adım telefon konuşmalarını düzenlemek olmalıdır.
Atılacak ikinci adım ise, yaşamdan ne beklendiğinin farkına varmaktır. Zaman bu beklentileri karşılamak için vardır. Onun için de zamanı hesapsız kullanmamak gerekiyor. Bir sonraki günün planı ve yapılacak işlerin öncelik sıralaması mutlaka olmak zorundadır.
Yaşamda zaman geçirmek, zaman harcamak gibi ifadeler kesinlikle kullanılmamalıdır. Düşünülmemelidir bile. Zaman boşa geçirilemeyecek kadar değerlidir. İyi bir zaman yönetiminden bahsedebilmek için önce, zamanı değerlendirmek diyebilmek gerekir.

Facebook Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir